Lige başlangıçlarını göz önünde bulundurduğumuzda siyah ve beyaz kadar farklı iki takımın mücadelesi oldu 90 dakika. Galatasaray'dan beklenen her zamanki gibi klasik bir iç saha oyunuydu. Dolayısıyla maçın seyrini ancak farklı bir reaksiyon gösterebilecek bir Alanyaspor değiştirebilirdi. Zaten iki yarının birbirinden farkı da bunu kanıtlar nitelikte.
Önce takımların maç başındaki oyuncu tercihlerini ele almak lazım. Alanyaspor'da kart cezalısı Isaac ve sakat Fernandes kadroda yoktu. Yani bir tarafta takımın hücum yükünü çeken diğer tarafta da orta sahaya dinamizm katan futbolculardan söz ediyoruz. Halihazırda takımın en yaratıcı ismi Emre Akbaba da Galatasaray'a transfer olunca Alanyaspor'un geçişlerde ve pozisyon üretmede sıkıntı çekmesi bekleniyordu maç içerisinde. Galatasaray'da ise giden Gomis'in ve sakat Garry'nin ardından elde fazla alternatif kalmadığından hücum hattı kafalarda soru işareti oluşturmuyordu; hakeza savunma hattı da öyle. Merak edilen orta saha kurgusuydu. Fatih Terim, "vurdulu kırdılı" oyununu bir tık ileri taşımakta kararlı olduğunu Emre Akbaba-Belhanda ikilisini birlikte başlatarak gösterdi. Böyle bir lükse sahip zaten iç sahada Galatasaray. Tabi ki bir de arkalarını toparlayacak Fernando var savunmanın önünde.
Kadroları gören herkesin aklından geçen muhtemelen anahtar pasların ve savunma arkası koşuların havada uçuşacağı bir maç seyretmekti. Geçtiğimiz maçlarda merkezden üretim sağlayamayan Galatasaray, bu maçta üretmekte kararlı gözüküyordu kağıt üzerinde iki yaratıcı 8 numara ile. Maçın ilk dakikalarında istenilenden ve beklenilenden farklı bir görüntü vardı. Neden mi? Bahsettiğim Alanyaspor reaksiyonu geldi anında. Topu tutan Galatasaray'a adam adama sıkı markajla karşılık verdiler. Ne geçen hafta oyuna girdikten sonra hücum aksiyonlarına yön veren Emre Akbaba vardı ilk yarım saat, ne de önünde istediği boşlukları bulan Onyekuru. Enselerinde hep en az bir Alanyasporlu vardı. Bu açıdan geriye yaptığı destek koşuları ile Efecan'ı ve kademeleri hep yerinde yapan Taha'yı çok beğendim. Maç biraz çıkmaza girmişken gelen duran top golü Galatasaray'ı kafaca rahatlattı fakat golden sonra ilk yarının sonuna kadar geçen 10 dakikada da Alanyaspor oyunundan taviz vermedi. Hal böyle olunca Galatasaray'ın hücum oyuncuları yetersiz gözükürken hem golü atıp hem de takımın sigortası olma görevini üstlenen Fernando, sahanın yıldızı oldu ilk yarıda. Benim takıldığım nokta ise maçın ilk net gol pozisyonu olan Bobo'nun kaçırdığı veya Muslera'nın kurtardığı an oldu. 2 haftadır gol atamayan Alanyaspor, Maicon'un yaptığı gereksiz agrefis savunma sonrasında golü bulmuş olsaydı tam olarak organize olamayan Galatasaray nasıl bir reaksiyon verirdi merak ediyorum doğrusu.
İkinci yarıda iki takım için de her şeyi farklı kılan erken gelen şans golü oldu. İlk yarı hücumda hiç etkinlik gösteremeyen Sinan, değişik bir noktadan şut deneyip rakibin yardımıyla golü buldu. Bu gol Alanyaspor'un hem umudunu hem direncini kırdı. İlk yarıda 4'e 1 pozisyonda bile ne yapacağını bilemeyen Galatasaray futbolcuları, skor ve rakip baskısı olmayınca farklı bir kimliğe büründü. O ölen pozisyonun kahramanı Sinan, Belhanda'nın hazırladığı çok daha zor bir pozisyonda pası Eren'e verince hiç ortalar gözükmeyen Eren bile tabelaya ismini yazdırdı. Nagatomo ve Mariano'nun ilk yarıdaki bindirmeleri, merkezden gelişen hücumların tutması ile minimuma düştü doğal olarak. Bu sayede ön taraf işlerken savunma güvenliği de ikinci plana atılmamış oldu. Eren'den sonra tamamıyla bireysel yetenek içeren bir Emre Akbaba golü, ardından sırasıyla güzel hazırlanılmış Onyekuru ve tekrar Emre golleri seyrettik. Oyuna girdiği dakika ilk kez topla buluştuğu anda pozisyonu okuyup uzak noktaya topu kesen Yunus Akgün'ün asisti de pastanın çileği oldu adeta ve tüm Galatasaraylıları geleceğe dair umutlandırdı.
Maçta ne öne çıktı diye bakacak olursak ben takım oyunu derim. Ne Galatasaray'a galibiyeti Onyekuru'nun rastgele atakları getirdi ne de Alanyaspor'u bireysel hatalar yaktı. Ne zaman Alanyaspor takım olarak direncini kaybetti ve Galatasaray tüm oyuncularla tempo yapmaya başladı, o zaman maçın seyri değişti. Artık Galatasaray taraftarı bir sonraki maça kadar takıma eklenecek oyuncuları düşünecek, Alanyaspor camiası ise yaralarını sarmaya çalışacak golsüz alınan 3 mağlubiyet sonrasında.
MAÇTAN NOTLAR:
-Cenk Ahmet Alkılıç bir savunma oyuncusu değildir, savunmanın herhangi bir mevkisinde denenmemelidir, denenmesi teklif dahi edilmemelidir.
-"Yaşına bakmayın, leblebi gibi gol atacak." dediğim Bobo beni mahcup etmeye devam ediyor. Bu kadar sabit oynayan forveti ancak burnuna top atacak biri sayesinde golle buluşturabilirsin.
-Barış Başdaş, geçen seneki Karabükspor savunma hattı performansının Süper Lig'de sergilemeye devam edecek gibi.
-Onyekuru'nun kompozisyonda sıkıntılar mevcut. Giriş güzel, gelişme umut verici fakat sonunda ne olacağını kimse bilmiyor. Garry'nin vurmaması gereken yerde vurması, Henry'nin vurması gereken yerde pas düşünmesi gibi detaylar Galatasaray'ı bir miktar sıkıntıya sokacaktır ilerleyen günlerde.
-Galatasaray'ın futbolcuları fiziksel olarak Anadolu kulüplerinin futbolcularından daha iyi olmalı diye düşünüyoruz fakat her ikili mücadelede pozisyonu zorlamak yerine basit fauller kovalayınca komik duruma düşüyorlar. Taraftar mücadele görmek ister, bol bol duran top değil.
-Galatasaray'ın futbolcuları fiziksel olarak Anadolu kulüplerinin futbolcularından daha iyi olmalı diye düşünüyoruz fakat her ikili mücadelede pozisyonu zorlamak yerine basit fauller kovalayınca komik duruma düşüyorlar. Taraftar mücadele görmek ister, bol bol duran top değil.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder