2 Eylül 2018 Pazar

Fırtınada Kalan Çekirge: Trabzonspor-Galatasaray

Maç başlamadan önce iki takımı da değerlendirebileceğim bir çok veri vardı elimde. Gerek istatistiksel verilerle gerek oyun yapılarıyla olsun iki büyük takımı sezonun ilk 3 haftasına ve sahaya bu maç için sürülen 11'lere göre konuşabilirdim maçın psikolojik tarafını bir kenara koyarak. Peki maç sonu için bunu söylemek mümkün mü? Kesinlikle değil.

Trabzonspor'un görkemli galibiyetini konuşmamıza bu açıdan ne engel oluyor diye soranlara birçok Galatasaray taraftarı "Belhanda'nın kendini bilmezliği" cevabını verecektir fakat ben olaya farklı yaklaşmaya çalışıyorum. Henüz 3. dakikada gol bulan Trabzonspor'un topu tutmaya çalışan Galatasaray'ın hakimiyetini bir anda kırarak 25. dakikada durumu 2-0 getirmesi Belhanda'nın kendini bilmezliği miydi yoksa Trabzonspor'un azmi ve Galatasaray'ın gevşekliği mi? 30. dakikada oyundan atılan Belhanda, yaptığı hareketle zaten 30 dakika boyunca galibiyeti değil oyundan atılmayı istediğini gösterdiği için burada Galatasaray taraftarının mağlubiyeti Belhanda'ya yıkması bana anlamsız geliyor, gelecektir de.

Galatasaray'ın farklı mağlubiyetinin temel sebebi bana kalırsa geçen hafta alınan kağıt üzerindeki ihtişamlı galibiyet. İki şans golü ile 2-0'ı bulana kadar Galatasaray'ın Alanyaspor'u açamadığı herkesin malumu iken Fatih Terim'in açık takıma karşı iyi oynayan ekibi aynı şekilde Trabzonspor deplasmanına çıkarması pek akla yatkın bir şey gibi gözükmüyordu. İki farklı şekilde değerlendirenler oldu bunu: Yönetime transfer dönemi fiyaskosundan sonra tepki ve intihar. Üçüncü tarafı oluşturmak niyetiyle ben de "yüksek miktarda Fatih Terim kredibiletisi" dedim buna. Belhanda, Eren ve Sinan'ın galibiyetlerdeki katkısını göz ardı etmeyerek ligin başında ve henüz Şampiyonlar Ligi başlamamışken büyük bir maçta onları tekrar görme arzusu hakimdi muhtemelen hocada. Galatasaray ne ilk golü görmeden hareketlenebildi, ne de ilk golün şokunu atlatabildi. Tam biraz tutalım bir şeyler olur diyecekleri anda Trabzonspor'un ikinci golü geldi. İkinci golden sonra iyice sallanan Galatasaray'a en büyük darbeyi de Belhanda, iş ahlakından yoksun hareketiyle indirdi. Buradan sonra Galatasaray için konuşulabilecek hiçbir şey kalmadı. Lakin Trabzonspor ne kadar istekli ve iyi gözükse de atılan 4 gol de net savunma hatası kokuyordu. Hücumdaki etkisizliğini savunmadaki tepkisizliği harmanlayan Galatasaray'da ligin devre arasına kadar ahlar vahlar çok duyulacak gibi.

Trabzonspor'un performansını Galatasaray değerlendirmesinin arasına serpiştirilen cümleler ile anlatmaya çalışmak olmaz. 2011'den beri husumetleri olan Fenerbahçe'ye bilenmekten çok Galatasaray maçları için psikolojik olarak kendini hazır tutan Trabzonspor camiası yine istediğini aldı, hem de fazlasıyla. Galatasaray'ın 10 kişi kalmasından bağımsız olarak Trabzonspor'un etkili oyununun temelinde orta sahanın hücuma yönelik kurgusundaki değişiklik var. Büyük bir yetenek olmasına rağmen fiziksel yetersizliği ile de dikkat çeken Abdülkadir'in maça yetişmemesi belki de takımın bundan sonraki kadrosunu şekillendirmesinde büyük rol oynayacak bu maçta olduğu gibi. Yusuf Yazıcı'nın rahat olduğu 10 numara pozisyonuna geçmesi ve yeni transfer Nwakaeme'nin ilk 11'de yer bulması ile hücumda çok daha baskın ve canlı bir görüntü verdi Trabzonspor özellikle de son dakikada puan kaybı yaşanan Ankaragücü deplasmanından sonra. Maçta dikkat çeken diğer bir nokta ise kanat beklerin performansıydı. Pereira ve Novak'ın hücum anlamında çok iyi performanslarını görmüştüm fakat bunun yanına savunmayı da ekleyince rakip kanatlara çok zor anlar yaşatacaklarını gösterdiler. Genel olarak çok iyi organize olmuş bir Trabzonspor gördük mü? Hayır; fakat çok etkili bir iç saha oyunu gördüğümüzü söyleyebilirim. Burak Yılmaz'ın bitiriciliğinin Rodallega'dan daha iyi olduğunu ve kadrodaki yerini de alacağını düşünürsek bizi Trabzon'da bol gollü maçların beklediğini söylemek de yanlış olmayacaktır.

Eee, ne yapmalı, ne düşünmeli bundan sonra? Ligde 3 haftadır kazanmasına rağmen kendisine çekirge gözüyle bakılan Galatasaray, 4. kez sıçrayamadı ve fırtınaya kapıldı, savruldu. Galatasaray'ın elinde lig için alternatifli bir kadro mevcut. 4-0'lık ağır yenilgiden büyük dersler çıkarılabilir. Hatta altyapıdan gelen oyuncuların erken meyve vermesi kadroyu "zengin" olarak nitelendirmemize vesile bile olabilir zamanla. Fakat tekrar söylüyorum: LİG İÇİN. İsim isim bakılınca Şampiyonlar Ligi'nde dişine göre kura çeken Galatasaray'ın işi futbolun belki de en dişli arenasında çok zor olacaktır bu ismen değil cismen yetersiz kadro ile. Her sene şampiyonluk parolası ile yola çıkan Trabzonspor için ise yolun sonu neresi olacak bilmem fakat eğer oynadıkları oyun sürdürülebilir olursa diğer büyük takımların ilk haftalarda tökezlemesini referans alarak en azından seneye onları Avrupa kupalarında yeniden göreceğimizi söyleyebiliriz.

MAÇTAN NOTLAR:

-Nwakaeme, pazarda yürür gibi adam geçiyor. Geçmiş sezonlardaki istatistiklerine de bakacak olursak bu sene çok can yakar gibi.

-Trabzonspor'un stoper ikilisi araya birkaç top gelse dağılacak gibi duruyor. Fazla hamle adamı gibi gözüküyorlar.

-Maicon'a maçı 4 asistle bitirmiş dersek ne kadar yanlış olur bilmiyorum. Galatasaray'ın puan kayıplarına baktığımızda çok fazla Maicon görüyoruz.

-Belhanda'nın adam yaralamaya teşebbüsten birkaç maç ceza alması herkesin hayrına olacaktır. Yaptığı hareketin bir açıklaması olamaz. Önünde top ve yanında mücadele ettiğin biri varken yerdeki oyuncuya zarar vermeyi düşünmek pek insani değil.

-Bazen Selçuk'un faul alışlarını bile özlüyorum.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder