15 Eylül 2018 Cumartesi

Sarayda Sökmeyen Paşalık: Galatasaray-Kasımpaşa

2018-2019 sezonunun ilk kez "milli maç arasından dönüş sendromları"nın yaşanacağı haftasındayız. Haftanın açılış karşılaşmasından önce de birçok kişi bunun bilincindeydi bana kalırsa. Genelde bu araları da kimse sevmez zaten. Ya iyi giden takımların temposunu düşürür ya da zaten kötü giden ve umutların az olduğu takımları iyice dibe çeker. Belki ligin başında olduğumuz için ikinci seçeneği bu seferlik göz ardı edebiliriz. Peki bir üçüncü seçenek var mı? Var diyebiliriz fakat büyük bir istisna olduğunu da eklemek gerekir. Nedir bu üçüncü seçenek? Umutların her zaman olduğu takımlarda tökezleme yaşanırsa bu aralar toparlanmak için zaman kazandırır. Biz bu haftada birinci ve üçüncü seçeneğe tanıklık ettik.

Kasımpaşa, müthiş bir ritm yakalayarak lige 4'te 4 ile başlamıştı. Fikstür avantajı ile de değil tamamıyla kendi oyunları ile bu 4 haftada 12 puan toplayarak liderliğe yükseldiler. Milli maç arasının onlara arkadan yapılmış sarı kartlık bir müdahale gibi geleceği apaçık ortadaydı yani. Çünkü ne yıldızlardan kurulu bir takıma sahipler ne de asla kırılmayacak bir sisteme. Galatasaray ise felaket bir deplasman mağlubiyeti alıp kalesinden 4 gol çıkardıktan sonra milli araya girdi. Müthiş alternatifli bir kadro olmamasına karşın çeşitli hamlelerin yapılabileceği açıktı. Zaten kadro tercihleri çok da tartışılmaz değildi ilk 4 haftada. Böylece bahsettiğimiz üçüncü seçeneğe uyumlu olabilecek bir durum ortaya çıktı.

18 yaşındaki Ozan Kabak, maça ilk 11'de başladı.
Galatasaray'da ilk 11 açıklandığında taraftarlarda bir miktar şaşkınlık vardı. Fatih Terim'in söylemlerinden yola çıkarak savunmada Donk-Serdar ikilisi bekleniyordu. Orta saha kurgusu, Belhanda'nın da olmamasıyla kafalarda kesin gibiydi. Badou dahil edilecek hücum yükünü de Emre Akbaba çekecekti. Garry'nin sakatlığının tam olarak geçmesi ile de kanatlarda Henry-Garry aksiyonları vuku bulacaktı. Lakin bunların hiçbiri olmadı. Fatih Terim, neşteri vurmaya savunmanın sağından  başlamıştı. Linnes'e forma bir kez daha verildi. Ortada Serdar tamamdı fakat yanında ilk kez bir lig maçında 11 başlayacak olan 18 yaşındaki Ozan'ı görmek hem tebessüm ettirdi hem de kafalarda soru işaretleri oluşturdu. En net mesaj Fernando'ya verilmişti. Her ne kadar Galatasaray maçın büyük bölümünde bir kişi eksik mücadele etse de Trabzonspor maçında orta sahanın hemen hemen her ciddi pozisyonda tam geçirgen bir yapıya bürünmesinin faturası Fernando'ya kesildi ve Donk, onun bölgesinde maça başladı. Diğer sürpriz de Onyekuru'nun yedek, Sinan'ın 11'de başlamasıydı fakat maçtan önce bunun sebebinin kendisinin milli aradan bu sabaha karşı dönmesi olduğunu öğrendik.

Kasımpaşa ise son 3 haftada olan kadrosunu Tarkan Serbest haricinde korumuştu ki bana kalırsa Tarkan, maçın seyrini değiştirebilirdi. Ligin ilk haftasında Kasımpaşa'nın ilk 11'inde yine Tarık yoktu. O maça Khalili ile başladılar ve 2-0 geriye düştüler. Tarkan'ın girmesi ile deplasmanda müthiş bir geri dönüşe imza attılar. Tarık adeta bütün orta sahayı güvence altına alan bir isim gibiydi. Ondan sonraki 3 maçta da Tarık, ilk 11'de başladı. Performansının sonucunda Milli Takım'a da çağrıldı. Kemal Özdeş'e sırf bu sezondaki 4 hafta sebebi ile değil geçen sezonlardaki takım performansı ile de saygım sonsuz fakat ne olduysa bu maçta da Tarık ilk 11'de değildi ilk haftada olduğu gibi. Belki Galatasaray'ın ilk golüne kadar çok eksikliği hissedilmedi fakat ilk golden sonra takımı toparlayabilecek isim olabilirdi.



Maçı başından itibaren değerlendirecek olursak ilk yarıda Galatasaray'ın Alanyaspor maçının ilk yarısından ve Trabzonspor maçının tamamından farkı yoktu diyebiliriz. Zaten bugün ilk yarı bittiğinde Galatasaray'ın son 135 dakikada rakip kaleyi bulan şutu olmadığı istatistiği de karşımıza çıktı. Alanyaspor maçındaki gole kadar geçen zamanı da hesaba katınca tek bir şey söyleyebiliyoruz: Galatasaray'ın henüz bir 0-0 planı yok. Kilidi açmakta çok zorlanan Galatasaray'ın haliyle savunmasına ekstra önem vermesi gerekiyordu bu maçta da. Kasımpaşa'nın 4 haftada 6 gol atan golcüsüne karşı Galatasaray'ın 18 yaşındaki genç savunmacısı Ozan Kabak vardı. Ne var ki ne Diagne ve Kasımpaşa'nın geri kalanı hücumda parlak bir görüntü verdi ne de Galatasaray savunması herhangi bir hata yaptı. Ne tesadüftür ki kaleye organize şekilde bir türlü gidemeyen Galatasaray, golü yine Alanyaspor maçında olduğu gibi duran top sonucu oluşan karambolle buldu. Tam bu noktada Kemal Özdeş'ten Tarık hamlesi beklerdim kontrolü kaybetmeden fakat Galatasaray, ikinci golü fazla zaman geçmeden atınca pek de hamle şansı kalmadı hocanın. Bence ikinci golde savunmanın agresif şekilde öne çıkıp hattı bozmasından ziyade Badou'nun pasını seyreden Kasımpaşa orta sahasının hatası var ki burada Tarık olsaydı böyle bir pozisyon gelişebilir miydi soruları akıllara gelecektir. Galatasaray'ın üçüncü golü de tamamıyla savunmanın konsantrasyon kaybına bağlanabilir çünkü ilk yarıda hiçbir şekilde o bölgede etkili olamayan Garry, en güçlü silahını rahatça çıkarabilecek bir alan buldu kendine ve güzel bir gole imza attı. 3-0'dan sonra Kasımpaşa, önce Muslera'nın kurtarışı ile sonuçlanan bir pozisyona girdi ardından da tartışmalı bir penaltı kazanarak skoru 3-1'e getirdi. VAR diye bir sistem var ama ben hala tartışmalı diyebiliyorum. Ne kadar komik değil mi? Çok kısa süre sonra köşe vuruşundan gelen gol taraftarı yatıştırsa da sonlara doğru santraya kadar gidilmişken iptal edilen gol yine taraftarın VAR'a sallamasına yetti de arttı haklı veya haksız olarak.

Maç bittiğinde yine skor olarak tatmin edici bir sonuç ve geri alınan liderlik vardı Galatasaray'ın elinde fakat daha önce de söylediğim gibi ben ne skora ne liderliğe ne de oynanan oyuna güvenilebileceğini düşünüyorum kısa vadede. Bu maçta Galatasaray ve Türk futbolu adına ortak bir kazanımdan söz edebilirim sadece net olarak, o da Ozan Kabak. Kusursuz bir savunma performansı sergileyen ve hiçbir şekilde -penaltı pozisyonuna rağmen- oyun disiplininden kopmayan bir Ozan vardı sahada. Bunun dışında Galatasaray'ın 2 maçta iç sahada attığı 10 golün ve Kasımpaşa'nın kaybının iki takım için de geleceğe dair net mesajlar verdiğini söylemek doğru olmaz.


MAÇTAN NOTLAR:

-Bilmem fark edildi mi ama Muslera'nın kritik kurtarışları galibiyette önemli rol oynadı. Serdar'ın ters dokunuşundan sonra her şey bambaşka gelişebilirdi sonuçta.

-Garry Rodrigues'in attığı goller özgüven tazeleyecektir. Santrafor sıkıntısı çeken takımda kanatlara gelecek özgüvenin ilaç gibi olacağından hiç şüphe yok.

-Linnes'i seyrederken yoruluyorum.

-Sinan Gümüş'ün ilerideki mücadele katkısına bir de savunma katkısı eklenince aslında hiç de fena bir şey çıkmıyormuş. Sinan'ın rotasyonda çok önemli rolü olacaktır.

-Kasımpaşa'nın galibiyetlere gidiş şekli bu maçta daha da net gözüktü. Orta saha ve defansı çok kompakt tutan Kemal Özdeş, takıma hızlı hücum oyunu oynatıyor. Yanlış anlaşılmasın kontra-atak oyunu değil. Beklerin de birden hücuma katıldığı ve "vur-kaç" yapılan bir hücum anlayışı. Golü atan da Diagne gibi ceza sahasına hükmeden bir isim olunca sistem tıkır tıkır işliyor.

-Türkiye'de VAR'ın ne işe yaradığını birçok kişi merak ediyor.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder