11 Ağustos 2018 Cumartesi

Spor Toto Süper Lig 2018-2019 Sezonu İlk Maçı: Ankaragücü-Galatasaray

2014-15 sezonundan beri Türk futboluna hizmet etmiş kişilerin isimlerinin verildiği Süper Lig'de Lefter Küçükandonyadis'in ismini taşıyan yeni sezonun ilk düdüğü başkentte, Ankaragücü-Galatasaray maçında çalındı.

En son 6 sezon önce karşı karşıya gelen iki ekip de o zamanki görüntülerinden  tabi ki bir hayli uzaktı. Kenardaki Fatih Terim ve kaledeki Muslera dışında hiçbir şey aynı değildi. Geçen sezon Karabükspor'un yaşadıklarını 2011-2012 sezonun yaşayan Ankaragücü, kötü günlerini atlatmış ve Süper Lig'de rahatça mücadele edecek bir kadro kurmuş şekilde çıktı Galatasaray'ın karşısına.

Ev sahibi ekip sahaya birçoğu Süper Lig tecrübesine sahip 8 yeni transfer ile maça başladı. Galatasaray'da ise Fatih Terim'in takımın hücum hattında yaptığı değişiklikler dikkat çekiyordu. Göreve geldiğinden beri ideal kadroyu korumaya çalışan, bazı haftalar performans düşüklüklerine dahi göz yuman hoca, herhalde Akhisarspor'un kupayı elinden alması ile birlikte herkes gibi bir şeylerin değişmesi gerektiğini düşündü. İşin mizahi tarafından tamamıyla bağımsız olarak golleri dışında sahada olmayan, savunmaya diş geçiremediği zaman gol aramaya ara veren ve çoğu zaman Galatasaray'ın maçta 10 kişi mücadele etmesine sebep olan Gomis'in ismini uzun zaman sonra ilk 11'de değil yedekler arasında gördük. Gomis ile birlikte istikrarsız "saz arkadaşları" Belhanda ve Feghouli de yedeklerde olunca kadro ne kadar dar bir yapıya sahip olursa olsun Fatih Terim'in Şampiyonlar Ligi sezonunda hiçbir şekilde performans düşüklüğüne taviz vermeyeceğini de anlamış olduk.

Hücum hattındaki rotasyon takımın sahaya dizilişini de değiştirdi. Hazırlık maçlarında bence denenmesi gereken fakat hoca tarafından tercih edilmeyen 4-4-2, bu maçta kendini gösterdi. Yerleşik, kolay kolay açılmayan ve alan daraltan savunma anlayışı ile oynayacağı tahmin edilen Ankaragücü karşısında ileride hareketli bir Sinan ile ona alan açabilecek Eren'in birlikteliği fikri aslında hiç de fena durmuyordu. Peki Galatasaray'ın tek problemi hücum hattındaki dinamizm eksikliği ve performans düşüklüğü mü? Tabi ki değil. Aylardır alarm veren bir türlü bekleneni verememiş savunma hattı aynı şekilde sahaya çıktı. Sonuç mu? Büyük boşluk veren ve yerleşmeyi beceremeyen savunmanın arasına atılan ilk topla El Kabir'in kaleci ile karşı karşıya kalması bir oldu. Sonrasında ise kalesinde golü görmüş Muslera suratı...

Galatasaray, 15 dakika sonra bir köşe vuruşu ardından Ankaragücü golündeki en hatalı isim Serdar ile beraberlik golünü buldu. Aradaki 15 dakikada herhangi bir gol girişiminden söz etmek zor; bu yüzden Galatasaray'ın korkulu rüyası duran topların imdada yetişmesi Galatasaray hanesine bir artı olarak yazılabilir. Tabi sezonun genelinde ne olur orası meçhul. Beraberlik golünün ardından Sinan'ı ilk kez görev başında, ceza sahasını karıştırırken gördük diyebiliriz. Hızlı kanatlarla gelip defansa toslama döngüsüne girilmemesi adına bir bu gibi girişimler önemli yer tutuyor aslında Galatasaray hücumlarında, bir de etkili ortalar. Hazırlık maçlarında kanatlardan gelen gelişigüzel ortalardan bunalan taraftarlar Mariano'yu aradı sürekli çaresiz gözlerle. Zaten gördük ki Mariano'nun ortaları yeri gelince rakibin kendi kalesine gol atmasına da vesile oluyormuş.

Öne geçen Galatasaray, klasik "Galatasaray reaksiyonu" vermekten bu maçta da geri durmadı. İlk yarıda rakipten daha çok pozisyona girememiş olsalar da topu tutmayı başaran takım, yine topu rakibe verdi ve çoğu zaman rakibi 11 kişi kendi yarı sahasında karşıladı. Belki de bu "ofsayt olmasa aynı hatadan dolayı aynı adam bir daha atacaktı" durumuna tepki olarak bilinçli şekilde yapılan hamleydi Fatih Terim tarafından. Zaten zemin bırakın topu ayakta tutmayı, yerden kısa pas vermeye bile uygun değildi. Bu yüzden orta sahayı elde tutmak için Selçuk'un oyuna alınması bana mantıklı bir hamle gibi gelmedi. Hocanın diğer iki hamlesi sırasıyla Belhanda ve Feghouli'yi oyuna almak oldu. Dakika 85'te bu ikili neden maçın başından beri sahada olmadıklarını da herkese gösterdi. Ceza sahası çevresinde Belhanda'nın topla buluşmasının ardından kalabalık şekilde hücum eden Galatasaray'da ne Belhanda pas verecek birini ne de takım arkadaşları duracakları yeri kısa süre içinde bulabildi. Pozisyon da öldü doğal olarak. Uzatma dakikalarında gelen gol ve golün oluşumu pek bir şey değiştirdi mi peki? Umut fakirin ekmeğidir; pozisyon fakiri bir maçın ardından biraz umutlanıldı sadece.

Henüz transfer sezonunu noktalamamış ve parlak bir oyun sergilemeyen Galatasaray için ligin ilk haftasında alınan deplasman galibiyeti altın değerinde oldu. Tercih edilen oyuncular kulübedekilerden daha iyi oynadı veya oynamadı bunu 1 maç içinde değerlendirmek çok zor fakat tekrar söylemek gerekirse sezonun henüz başında Fatih Terim tarafından verilen mesaj çok net: Forma aslanın ağzında.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder