Hazırlık döneminden beri Galatasaray'ın gerek hücum temposunu gerek de savunma yapısını eleştiriyorum. Galatasaray'ın iç sahada oynadığı ilk maç da gösterdi ki en azından benim eleştirilerim bir süre daha devam edecek.
Geçtiğimiz sezon iç sahada bileği bükülmeyen Galatasaray, aynı şekilde bu sezon da devam edebilecek mi sorusu vardı akıllarda ilk iç saha maçı öncesinde. Deplasmanlarda rahat oynayamayan, rakip sahaya yerleştiğinde bile hücumu nasıl bitireceğini kestiremediğimiz Galatasaray'ın bu istatistiği benim için açıkçası sayılardan ibaret ve bu maç sonrasında da öyle olmaya devam ediyor. Neden mi? Seyircinin oluşturduğu atmosfer, rakip ve hakem kim olursa olsun baskı oluşturuyor. Baskı, rakibi pasifleştiriyor ve Galatasaray'ı daha etkin gösteriyor. Yani ortada Galatasaray'ın taktiksel üstünlüğünden bahsetmek maçların çoğunda mümkün değil. Haliyle Galatasaray'ın foyası da deplasmanda ortaya çıkıyor. Geçtiğimiz sezon alınan puan ve puanlara, bu sezon da Ankaragücü maçına baktığımızda kalitenin ön plana çıktığını görüyoruz zaten, oyun planının değil.
Bu maç özelinde baktığımızda da Galatasaray'da farklı bir şey göremedik. Hatta belli aralıklarda baskın ev sahibi görüntüsünden çok uzaktı. Bunun ilk sebebi Göztepe'nin ortaya koyduğu dinamizmdi. Geçen hafta Yeni Malatyaspor karşısında 9 kişi kalan Göztepe'nin mücadeleyi hiç bırakmaması aslında bu hafta seyredeceğimiz maçta bizi nelerin beklediğini gösteriyordu. Poko-Castro ikilisinin kalitesini ve sertliğini Alpaslan-Tayfur ikilisinde göremesek de maç içinde çok sırıtmadıklarını söyleyebiliriz. İkinci sebebi ise Galatasaray'da Akhisar Belediyespor maçından sonra başlayan denemeler serisiydi. Fatih Terim, performans ve sakatlık sorunları sebebiyle ligin ilk iki maçında geçtiğimiz sezonun ideal kadrosundan farklı 11'ler sahaya sürdü. Ankaragücü maçında sonradan maça dahil olan Belhanda, Garry'nin sakatlığından dolayı bu sefer 11'deydi. Birbirleri ile aynı anda sahada fazla zaman geçirmemiş bir hücum hattı olunca da Galatasaray, ilk 15 dakika rakip sahaya yerleşmekte sıkıntı çekti ve hücumda üretken bir görüntü veremedi.
Maçta iki takımda da eksik olarak göze çarpan belki de en önemli unsur merkezden gelen hücum aksiyonlarıydı. Göztepe'de cezalı orta saha oyuncularının yanına bir de kadro dışı kalan santrafor Ghilas eklenince bütün yük kanatlara kaldı. Geçen sezon tanıklık ettiğimiz Demba Ba performansı ile karşılaştırdığımızda zaten Deniz ve Ghilas ligin ilk iki maçında bir hayli etkisizdi. Maç boyunca önemli işler yapsalar da bence Halil ve Yasin'in etkin gözükmesinin sebebi buydu. Aynı şekilde Belhanda'nın gerekli katkıyı verememesi, önceki iki maçta kredi kazanan Eren'in düşük Gomis performansının üzerine bile çıkmaması ve Eren'e saha içinde en yakın gözüken Sinan'ın desteğinin yetersizliği, Galatasaray'ı da kanat oyunlarına itti ve burada da sahneye Nagatomo ve Mariano çıktı. Merkezden oyun kurma eksikliği hocanın da gözüne çarpmış olacak ki zaman zaman geride açıklar verilse de Fernando daha çok hücuma destek vermeye başladı. Zaten kontra atak sonucu gelen Onyekuru'nun usta işi golünün mimarı da attığı mükemmel pasla Fernando oldu. Galatasaray'ın golden önceki tek tehlike yarattığı pozisyonun da Belhanda'nın dahil olduğu merkezden gelişen bir aksiyon olduğunu da söylemek gerek.
Ben burada maçın biraz da dışına çıkarak Belhanda'ya bir parantez açmak istiyorum. Belhanda'nın yetenekli bir oyuncu olduğu yadsınamaz bir gerçek. Montpellier'de şampiyonluk yaşadığı sezondan itibaren kalitesinden ötürü hep piyasası olan bir oyuncu oldu performansına bakılmaksızın. Galatasaray'a gelmeden önce de Nice'te Favre yönetiminde kiralık olarak iyi bir sezon geçirdi. Bu şartlar altında tek problem kendisi için ödenen bonservis bedeli ve kendisine ödenen maaş oldu en başta. Sonrasında gösterdiği performans ise taraftarı ikiye böldü. Bir tarafta asistin asisti, ikili mücadele sayısı, koşu mesafesi gibi istatistiklere bakıp Belhanda'nın faydalı bir oyuncu olduğunu savunan bir güruh varken diğer tarafta Hagi, Lincoln ve Sneijder gibi oyunun seyrini değiştiren 10 numaralardan sonra istediği verimi bir türlü alamayan anti-Belhanda timi var şu anda. Takım zorda kaldığında sorumluluk alan bir oyun kurucu göremeyince ben de haliyle anti-Belhanda timine katıldım bir zaman sonra. Aslına bakarsak Fatih Terim de ya oyunu iki yönüyle çok iyi oynayan orta saha oyuncuları tercih etti 4-4-2 oynattığı zamanlarda ya da oyunun tek yönüne gerçekten ağırlığını koyabilen oyuncuları. Şimdi Belhanda'yı kanada atıyor olmuyor, 8 numaraya çekiyor olmuyor, 10 numara yapıp yayın çevresinde kullanıyor yine olmuyor. Ekonomide "batık maliyet (sunk cost)" kavramı vardır. Herhangi bir şekilde kurtarılmayacak ve artık düşünülmemesi gereken maliyeti, zararı temsil eder. Bizim dilimizdeki "Zararın neresinden dönersen dön kârdır." sözünü karşılar bir nevi. Artık Belhanda'ya 8 milyon Euro veren çıkar mı orası muamma ve 1-2 milyonu gözetip elde tutmak da büyük sıkıntı teşkil ediyor bana kalırsa Emre Akbaba transferinin ardından. Bu yüzden bu transferi "batık maliyet" olarak değerlendirmek mantıklı bir hamle olabilir.
Oyuna tekrar dönecek olursak değinmemiz gereken bölüm Gomis'in ve yeni transfer Emre Akbaba'nın birlikte oynadığı zaman aralığı olacaktır. Öncelikle sormamız gereken soru da şu: Oyuna girdikten sonra Gomis neyi değiştirdi? Kendi düşüncemi lafı dolandırmadan söylüyorum: Hiçbir şeyi. Fakat Gomis saha içinde Eren'den etkili göründü mü? Göründü. Bunun sebebi biraz kendi isteği olsa da bence temelde oyunculardaki ya da belki de Fatih Terim'deki "Gomis'e verelim de ceza sahasında bir şeyler yapsın" düşüncesiydi. Toplar ona geldi, o da etkin gözüktü. Taraftarın gözü Gomis'ten çok Emre'nin üzerindeydi açıkçası. Fatih Terim'in onu Belhanda'nın yerine değil Sinan'ın yerine alınması değişik bir tercihti ama Emre, ayağına aldığı her topu nerede olursa olsun olumlu değerlendirebileceğini gösterdi. Fatih Terim de "Emre Akbaba illa Belhan'nın yerinde oynayacak diye bir şey yok, çizgide de oynar." dedi fakat ben bu konuya temkinli yaklaşıyorum çünkü çizgi demek tempo ve hız demek.
Son olarak Galatasaray'a N'Diaye'nin dahil olacağı söyleniyor. Badou geçen sezon devre arasında takımdan ayrıldığından beri onun temposuna Nagatomo dışında ulaşabilen olmadı ki bu tempoyu orta sahada yakalamak çok önemli bir meziyet fakat bu durumda ortaya teknik kalite problemi çıkabilir bu yüzden merkezden bir türlü etkili olamayan Galatasaray'da orta saha tercihleri önümüzdeki maçlarda bir hayli önemli rol oynayacak.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder